banner

Osmanlı'da esnaf ahlâkı *

Thu 30, June 2016 Kategori Yazarlar


Ramazan Metin
ramazanmetin@ekonomitimes.com

Bu yazımda sizleri biraz esnaflık ve ticaret ile ilgili geçmişe yolculuğa çıkarmak istiyorum. Ki acaba biz nerde yanlış yapıyoruz.? Niye biz de dürüst esnaflık yapamıyoruz. Acaba nerde yanlış yapıyoruz diye kendimize soralım diye hatırlatmak istedim. Buyurun birlikte bakalım birkaç örneğe

Osmanlı zamanında esnaf anlayışı, dürüstlük, vefa, düzen, kardeşlik ve ahlâk çerçevesi içerisinde yürütülüyordu.

Osmanlı zamanında esnaflık ahlak üzerine tesis edilmişti. Bir dürüstlük, vefa, düzen, kardeşlik ve ahlâk çerçevesi içerisinde yürütülüyordu ticaret. Ticaret ahlakı her şeyin önüne geçerdi. Alışverişte dürüstlük en önde gelirdi. Bu yüzden Türkler Avrupa’da da ayrı bir itibar ve güven kazanmıştı ve Avrupa’nın her yerinde özel olarak karşılanırlardı.

Malı kusurlu oldu mu vermezlerdi

Türklerin dürüstlüğüne misal teşkil edecek en güzel kıssalardan biri de şudur: Yabancı bir kumaş taciri Osmanlı ülkesine gelerek bir kumaş imalathanesinin mallarını beğenip hepsini almak istedi. Ancak mal sahibinin kumaş toplarını denklerken bir top kumaşı ayırdığını görüp bu hareketinin sebebini sordu. Osmanlı esnafı "Onu sana veremem, kusurludur” cevabını verdi. Yabancı tacirin "ziyanı yok, önemli değil” demesine rağmen Osmanlı esnafı o kumaş topunu vermemekte direterek: "Ben malımın kusurlu olduğunu söyledim, biliyorsunuz. Fakat siz onu kendi memleketinizde satarken, alıcılarınız orada benim bunları size söylemiş olduğumu bilmeyeceklerdir. Böylece de müşterilerinize kusurlu mal satmış olacağım. Neticede Osmanlı’nın gururu, şeref ve haysiyeti rencide olacak, bizi de hilekâr sanacaklardır. Onun için bu kusurlu kumaş topunu asla size veremem” diyerek kumaşı vermeyişinin sebebini açıklamış oldu.

İşte gözlerini hırs bürümemiş, kalplerine en ufak katılık gelmemiş Türklerin İslam anlayışı da ticaretlerine böyle yansıyordu.

"Osmanlılar, Kur’ân-ı Kerim’de ifade edilen doğruluk, ahlâk ve namus prensiplerine çok bağlıdırlar. Aralarındaki bütün sosyal münasebet ve düzen, iyi niyet ve şefkate dayanır. Başka ülkelerde olduğu gibi, aralarında yazılı anlaşma yapmaya lüzum görmezler. İyi niyet ve söz, her şeyi halleder. Osmanlılar, verdikleri sözün esiridirler. Bu tutumları, yalnız dindaşlarına karşı değildir. Hangi dinden olursa olsun, yabancılara karşı da böyle hareket ederler. Sözlerini tutma hususunda, onlara göre İslâm ya da İslâm olmamanın hiç bir farkı yoktur. Gayri meşru olan her kazancı, ahlâksızlık ve dîne aykırı görürler. Gayri meşru edinilmiş servetin, bu dünyada da, öteki dünyada da insanı bedbaht edeceğine samimi şekilde inanırlar.”

"Sabah siftahımı yaptım, diğer esnaf komşum da siftah yapsın”

Sabah erken saatlerde yanına aldığı veziriyle çarşıda olan Sultan Fatih, girdiği ilk dükkândan birkaç şey almak ister. Dükkân sahibi kendisini tanımamakla beraber, arzu ettiği şeylerden sadece birini hazırlayıp verir. Bunun üzerine Sultan diğer istediği şeylerin de hazırlanmasını söyler. 

Dükkân sahibi; "Efendim ben sabah siftahımı yaptım, komşum da dükkânını yeni açtı. Diğer isteklerinizi ondan alınız” der. Sultan, yan dükkâna girer, bu sefer de yeni girdiği dükkânın sahibi istediklerinden yine sadece birini hazırlar ve yan dükkâna gitmesini, çünkü komşusunun bu sabah siftah yapmadığını, diğer alacaklarını da ondan almasını ister. Bu durum bir süre böyle devam eder.

Alışverişi bitiren Fatih Sultan Mehmed esnaftaki bu ahlâk hassasiyeti üzerine "Allah’ım, değil bu milletle İstanbul’u, dünyayı bile fethederim” sözlerinde bulunur.

Ahilik, sanatkârları ve çalışanları sınıflandırıldığı, çalışmaların desteklemiş iktisadi kurum olduğunu ve bir taraftan da dini-manevi ihtiyaçlara cevap veren bir inanış hareketidir.

Ahîlikte, her türlü sanatkâr burada buluşurdu. Ahîler, ahî terbiyesini okuyarak, dinleyerek ve birlikte yaşayarak alırlardı. İlk giren adayı için başı tıraş edilir, tövbe verilirdi. Üzerlerine hırka ve şalvar, başlarına büyük beyaz serpuş (başlık) giyerlerdi. Serpuşların tepesinde bir şerit bulunurdu. 

Ayaklarında mest yani su geçirmez ayakkabımsı giyecek olurdu. Tuğ ve bayrak verilir, kuşak kuşatılır, seccadeye geçirilir, helva pişirilir, lokma sunulur, diğer şehirlere helva gönderilirdi.

Bunlar zaman içinde gerçekleşirdi. Böylece uzun yıllar süren bir eğitimden sonra olgun bir ahî olunurdu.

Ahîlik, zamanla Osmanlı’da ekonomiyi koordine eder haldeydi. Esnaf gruplarının ürettiği malların kalitesi denetlenip, tüketicilerin aldatılmasına izin verilmezdi. Esnaf ve sanatkâr olmak isteyen bir Osmanlı vatandaşı önce Ahî Teşkilâtları’na üye olur, burada aldığı manevî eğitim ile mesleğinde de yükselirdi.

Tasavvuf ile ilgilenen tüm esnaf hem ticaretiyle iştigal eder hem de tasavvuf üzerinde hâl sahibi olurlardı. Kâmil insan yetiştirme merkezleri şeklinde çalışan dergâhlar hemen her mahallede vardı. Mahallenin her meselesi ile ilgilenilir, sorunlar toplum menfaatine uygun olarak çözülürdü.
Esnaf localarını bu zamankine göre "Fırıncılar odası, Berberler odası” olarak anlayabiliriz. Günümüzde bu anlayış silinmiş isimden ibaret kalmıştır. 

Bu loncalar, esnafın sıkıntıları ile ilgilenirler. Meslekî yeterliliklerini ve ticaretlerini geliştirmek için onlara yardımcı olurlar. Meslekte ustalaşanlar için merasim yapılır, icazet verilir ve ardından dükkân açma ruhsatı verilir. Esnaf locaları ve esnaf dükkânları, ahlâkî, ilmî, edebî mevzuların konuşulduğu, kalfa ve çırakların çok yönlü yetiştirildiği birer kültür merkezi halini almışlardı.

Esnaf birlikleri esnafı denetler izinleri olmadan adam çalıştırılmasına izin verilmezdi. Her dükkanda tek usta bulunur, mallar belirli kurallara göre satılırdı. Bozuk yahut pahalı satanlara ise ceza uygulanır meslekten ihraç edilirdi.

Kişi zanaate gireceği zaman, çıraklıktan başlar, işin incelikleri öğretilir, Ahîlik’e kabul edilme töreninde önce tuzlu su içirilir, şedd kuşanılır (bele kuşak bağlanır) ve şalvar giydirilirdi. Tuzlu su bilgiyi, şedd kuşanma yiğitliğe ve hizmete hazırlığı, şalvar namusu simgelerdi. Ahîlik’e girenlerin iş eğitimi "yol kardeşi” denen iki kalfa ile "yol atası” denen bir usta gözetiminde yürütülürdü.

Ahîlikte malların fiyatları belirlenir, esnafa fiyat söylenir ve bu standart halde yürütülürdü.

*İstanbul ajansı
Son Guncelleme: Thu 30, June 2016
  • Ziyaret: 33715
  • (Suanki Oy 0.0/5 Yildiz) Toplam Oy: 0
  • 0 0
  • Share on Twitter Share on facebook


Yazarın Diğer Yazıları



Vurulduk ey halkım hem de can bildiklerimiz tarafından
Artık AB (Avrupa Birliği) Ne Girmeyelim
Ayakları Öpülesi Anadolu Anaları
Eleştirmek
Türkiye'de Sağlık Turizmi

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Af Medya’ya aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazı sadece “http://www.ekonomitimes.com” tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

Altın ve Döviz Kurları

Altn Fiyatlar
Dviz

Güncel Döviz Çevirici

Dviz evirici

Reklam ve İletişim

Ekonomi Times, AFMedya ürünü ve oluşumudur.

Ekonomi Times, Haber Ajansı üyesidir.

Sosyal

Linkler

Copyright © 2018 Ekonomi Times