banner

Zekât, İnfak ve İktisadi Hayat

Sun 23, September 2012 Kategori Yazarlar


Feyzullah Aydoğan
feyzullah@ekonomitimes.com

Dünyada aşırı büyüyen ve günümüzde daralan ekonomiler gelişmiş ülkelerde hayat tarzlarının değişmesine ve insanların bulundukları konumdan daha azına rıza göstermelerine sebep olmaktadır. Gelişmekte olan ve az gelişmiş olan ülkelerde ise durum biraz farklıdır. İnsanlar daha sade ve kıt kanaat bir hayat tarzı ile yetinmek durumu onlar için kaçınılmazdır. İslam ülkelerinde ve özellikle gelişmekte olan Türkiye’de ise piyasalarda liberal kapitalist ekonomik modeller uygulanmaktadır.

 

Kapitalist sistem, adı üzerinde kapitali öne çıkaran mala değer veren insanı ise ikinci plana iten, mal artırımı için her yolu mubah gören çarpık bir iktisadi yapıdır. Felsefesi ise, ‘kaynaklardan nasıl daha fazla pay alabilirim’ isteği öne çıkmaktadır. İnsanların sürekli tüketmesi önerilirken, ürünleri tekrar üreten firmaların daha çok kazanmasını sağlamak amacındadır. Tüketim hırsı, üretimi körüklemektedir ve bu çark sömürüye dönüşmektedir.

 

İslam iktisat yapısı, özünde paylaşmanın adaletle gerçekleştirilmesi ihtiyacından doğmuştur. Felsefesi ise, ‘haksız paylaşmayı nasıl önleriz’ anlayışı mevcuttur. Ayrıca fert ve toplum, madde ve mana dini ve dünyevi tüm dengeyi kurmuş olmasıdır. Tüm fıtri ihtiyaçları makul karşılayıp fert ve toplum menfaatleri dengesini de gözetip ‘ihtiyacı olana verilmesini’ ve de ‘servetin hükmetme aracı olmamasını’ sağlamıştır.

 

Zekât, İslami bir ekonomik terimdir. Manası temizlik veya arınma olarak belirtilmiştir. Mali ibadetin en başında gelir. Bedeni ibadetler temizlik (taharet)le başlar. Mali ibadetler de temizlik (zekât)la başlar. Dinimiz bedeni temiz, malı temiz, yanı sıra ruhu temiz bir insanı hedeflemektedir. Bütün emir ve yasaklar, ilkeler bu insanın tekâmülüne yöneliktir. Mekke döneminde İlahi emir belirgin olarak infakı emrediyordu. İnfak, zekâttan çok daha zor bir emirdi. Çünkü ihtiyacından fazlasını veya ihtiyacın olsa dahi miktar ve cinsine bakmadan muhtaç olan kardeşine vermeyi gerektiriyordu. Zekât ise dinen zengin kimsenin belli bir kısım mallarından belli bir miktarını yine belli zaman aralığında gereken yerlere vermekten ibarettir.

—Siz namazı hakkiyle kılmaya bakın ve zekâtı verin! Kendi nefsiniz için her ne hayır yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki, Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.(Bakara 110)

—Sizin asıl dostunuz Allah’tır, O’nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekâtlarını veren ve rükû eden müminlerdir.(Maide 55)

 

 

Zekât, malın çalınmaya, afetlere karşı günümüzdeki sigortası, kasko primi gibidir. Bu kasko ilahi taahhütle yapılmıştır. Hem de diğer kaskolar gibi zararı başa baş ödemez, kim bilir belki de 10 misliyle, 100 misliyle, 700 misliyle hatta daha fazlasıyla ödeme yapar.

—Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah’ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir. (Bakara 261)

—Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdir. (Bakara 262)

 

 

Kamil insanın, almaktan ziyade vermeye ihtiyacı vardır. Fakirin zekât almaya ihtiyacından ziyade zenginin zekât vermeye ihtiyacı vardır. Sorumlu insan, diğer insanların ihtiyacını kendine vazife edinerek kendisini insan-ı kâmil durumuna yükseltebilir. Günümüz psikologlarının şunu söylediklerini biliyoruz. Ömründe hiç kimsenin derdiyle ilgilenmemiş olanların, ileriki yaşlarında mutlaka ruh sağlığı bozulacaktır. Öyleyse zekât ve genelde ise infak ruh sağlığı açısından da önemli bir ibadettir.Ayrıca sosyal dengenin oluşması ve gelişmesinin sağlanması açısından da önemini vurgulamadan geçemeyiz


İktisadi hayata faydaları ise, zekât vererek veya alarak toplumda yüksek gelirliler gelirlerinin büyük bir kısmını tasarruf ederlerken düşük gelirliler gelirlilerin daha az bir kısmını tasarruf ederler ya da hiç etmezler. Böylece zekât ya da infak yoluyla gelir, yüksek gelirlilerden düşük gelirlilere aktarıldığı zaman bunun sonucunda piyasada harcamalar otomatikman artacaktır. Dünyanın endüstrileşmiş gelişmiş belli başlı ülke halkları eğer İslami yaşasalardı belki de dünyada krizler bu kadar sık aralıkla görülmeyebilecekti. Piyasalarda bu kadar durgunluk olmayacaktı. Adil gelir dağılımı ve bölüşümü sorunu kısmen ortadan kalkacaktı. Modern İktisatta insanların gelirlerinden ve faiz oranlarından bağımsız olarak yaptıkları harcamalara otonom harcama deniyor. Örneğin insanların servetlerindeki bir artışa bağlı olarak tüketimleri artmışsa bu bir otonom harcamadır. Devletin yaptığı bütün harcamalar da otonom harcamadır. Belli bir para politikası güden devlet, piyasaya bazen para sürerek piyasanın canlanmasını sağlar. Zekât tam burada anlam kazanır. Hiçbir enflasyona sebebiyet vermeden ve borçlanmaya gidilmeden piyasanın canlanmasını dengede kalmasını sağlamaktadır.

 

 

Zekâtın toplanış ve dağıtımı, günümüzde kişilerin ya şahsi gayretleri ya da gönüllü kuruluşlar üzerinden yapılmaktadır. Dini anlamda incelendiğinde görülecektir ki toplama ve dağıtım devlet görevlisi eliyle gerçekleşmesi gerekmektedir. Hz. Ömer’den sonraki uygulamalar günümüzde de uygulanır hale gelmiştir. Mevcut ekonomi politikalarıyla devlet idaresinden zekât ile ilgili bir çalışma beklememiz söz konusu değildir. Ancak, işin aslının da ortaya konması bakımından önem arz etmektedir.

Son Guncelleme: -/-
  • Ziyaret: 54292
  • (Suanki Oy 0.0/5 Yildiz) Toplam Oy: 0
  • 0 0
  • Share on Twitter Share on facebook


Yazarın Diğer Yazıları



Küresel Etkiler ve Sarraflık
Altın Ucuzluyorsa Niçin Pahalı Satılıyor
Bankalara yatırılan fiziki altınların akıbeti
Ekonomimiz İyidir, Öyle Mi?
Zulüm Sistemine 'İslami Finans' Kılıfı
Orta Vadeli Plan Mı Lobilere Telif Hakkı Mı?
Oryantalist Zihniyetten Mucit Çıkar MI?
Darphanede Neler Oluyor?
Finansal Okuryazarlık Dikkat Tuzak Var!
Sarraflık da Bitiriliyor Sırada Ne Var!
Sömürünün temelleri BDPS-KRS
2013 Yılı Ekonomik Beklentileri
Borç kredi faiz ve kriz
Siyasi istikrar "not" artışı getirdi, nasıl mı?
Tasarruf ama nasıl?
Bankalara Altın Satışı Kıyağı
Merkez Bankası, Gözünü Yastık Altına Dikmekten Vazgeçmeli
Hak Anlayışı Ve Yeni Kapitalist Yaklaşımlar
At Yarışı Spikeri ve 28 Şubat
Sorun Üreten Medeniyet Olamaz

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Af Medya’ya aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazı sadece “http://www.ekonomitimes.com” tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

Altın ve Döviz Kurları

Altn Fiyatlar
Dviz

Güncel Döviz Çevirici

Dviz evirici

Reklam ve İletişim

Ekonomi Times, AFMedya ürünü ve oluşumudur.

Ekonomi Times, Haber Ajansı üyesidir.

Sosyal

Linkler

Copyright © 2018 Ekonomi Times